geleneksel yazdığımız ‘juma hutbesi‘ni bu hafta yaşanan gelişmelerden dolayı öne çekmiş bulunmaktayım sevgili erikdişleyençileksevenkardeşlerim!
bilindiği üzere ‘hutbe yazıları‘nda öfkeden uzak,umuda yakın cümleler kurmaya özen gösteriyorum. peşinde koştuğumuz düşlerin, üzerimizdeki baskıdan büyük olduğuna inanıyorum. akıl ve vicdanın bazılarında çok yerleşik bazılarında ise asla olmayacağını biliyorum. hayatın ‘başka türlü bir şey’ olduğuna inananların bugün de -dün olduğu ve yarın olacağı gibi- yapacağı çok hareket, söyleyeceği çok söz, bakacağı çok göz var gözleribuaralarsıkdolankardeşlerim!
öncelikle memleketin güzel içli kadınlarınadır sözüm,
çok sevin,aşık olun, bolca gülün, bolca sevişin, bol bol için… akıl sizin, yürek sizin, beden sizin, karar sizin! buna müdahale etmeye çalışanlara inat geceler sizin, gündüzler sizin, düşler sizin, gülüşler sizin… bugün bambaşka bir kavga konusu sarsa da çevrenizi, çevremizi unutulmasın ki mevzunun temeli özgürlük ve vicdandır. dokunulmasını istemediğiniz hiç bir şeye dokundurtmayın direnin. biliniz ki ‘direnmek’ mastar eki en güzel yakışan eylemlerdendir. kim giyse yakışır, kim yapsa güzelleşir…
memleketimin karnıbahar kalpli umutseverkorkusavar insanları,
şu an, şu dakika dünyadaki pek çok yerde olduğu memleket sathında da çeşitli yerlerde baskılar olmakta, dayaklar ve gözaltılar olmakta, savaş sürmekte… ve tabii ki direniş de devam etmekte. diyeceğim, bilmediğiniz-yapmadığınız bir şey değildir. bu aralar omzunuz boş kalmayacak, onu biliniz. omuz verecek,destek atacak, haber yayacak çok olay var. sesiniz, güzel şeylere-doğru şeylere katkı sunacak kadar kıymetlidir. o yüzden bu aralar sizden haber bekleyenler, sizi yanında görmek isteyenler olacaktır. Sesinizi; Kürtlerden, emekçilerden, kadınlardan, öğrencilerden, köylülerden, çevrecileren, eşcinsellerden, vicdani retçilerden, komşu halklardan, ağaçlardan ve nehirlerden, sevdiklerinizden ve sevgilinizden eksik etmeyiniz!
Göğe bakan gözlerinizden öper, düş kaçmış akıllarınızı severim…
hayırlı haftaortaları…
[video]
yıllar önceydi. grevin ne demek olduğunu, neye benzediğini, nasıl yapıldığını, ne etkisi olacağını gösteren etkili eylemlerden biriydi.
yıllar önceydi. olmaz denilen yerde, yapılmaz denilen yerde yaptılar. dediler ki;
“bizsiz olmaz! bize rağmen olmaz!”
bugün yine aynı yerdeler. yine birleştiler. yine eylemdeler. diyorlar ki;
“Hükümet elimizdeki grevi elimizden almaya çalışıyor. İtirazımız bunadır. Bizi grev yasağı kapsamına alırsanız buradan bir tek uçağı saatinde kaldıramazsınız. İşçilerle ortak bir karar aldık. Eğer bu karar Meclis’e inerse o gün THY’den bir tek uçağın kalkması mümkün olmayacak.”
dünyanın en büyük havayolu şirketi olduğu havasıyla böbürlenen THY şimdi çirkefleşecek. Demem o ki çalışanlara destek için ses verin, ses olun!
Detaylı bilgi için HAVA-İŞ
“İktidarın en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır.” (Gündüz Vassaf)
“İnsan o kadar acı çekti ki; gülmeyi yaratmak zorunda kaldı.” (Nıetzche)
Gülme eylemi hakkında hiç düşündünüz mü? Küçük bir araştırayım dedim ne çok ayrıntısı çıktı ben de şaşırdım. Katıla katıla gülmek, gülümsemek, sıkıntılı gülmek, nezaketen gülmek, aşağılarcasına gülmek gibi 18 çeşidi vardır. Yetişkinler günde ortalama 17, çocuklar 40 kez gülüyorlar. Gülmeye başlayan insan ciğerlerinden dışarı 100 km’ye yakın bir hızla hava veriyor. Bunu kesik kesik nefes alıp vermeler takip ediyor. Yüz kaslarından biri ağzın kenarlarını geriyor ve saniyenin on altıda biri kadar süren bir ses çıkarken beden sarsılıyor. 5 molekül gülme eyleminin oluşumuna yardımcı olur. Acetilkolin kas kasılmalarını; dopamin zevk almayı, Gaba spazm ve denetlenemeyen hareketleri kontrol ederken serotonin neşe, keyifsizlik, öfke gibi mizaç türlerinden, nodadrenalin ise beyni uyanık tutmaktan sorumlu.
Yıllar önce bir fotoğraf görmüştüm. Serseri görünümlü duvara yaslanan bir adam; ağzının kenarında hafif bir gülümseme, elinde bir sigara. Fotoğrafın altında bir soru: ‘Bu adam ne yapıyor?’ Siz, galiba dinleniyor diye düşünürken açıklamayı okuyorsunuz; ‘kurşuna dizilmeyi bekliyor.’ Hatırladığım en güzel gülümsemeydi o. Ta ki; Cihan’ın gülümsemesini görene kadar.
Önce konuyla alakasız iki olay vereyim(ki iktidara, bu iktidar politik iktidar da olabilir gündelik hayatımıza işlemiş bizim yarattığımız mikro iktidar da olabilir, muhalefetin sadece rasyonel eleştiri ile değil onu ciddiye almayarak-dalga geçerek, ti’ye alarak yapılabileceğine güzel örnek olu diye düşünüyorum.);
1-NATO toplantısı İstanbul’da yapılmıştı. Hafızam yanıltmıyorsa 2009. Anarşist bir grup yüzlerinde uzaylı maskeleriyle eylem yapıyor ve polisle aralarında şöyle bir diyalog geçiyordu:
- Maskelerinizi çıkarın, halk sizden korkuyor.
- Asıl siz üniformalarınızı çıkarın, halk asıl sizden korkuyor.
- Size dağılmanız için 5 dakika veriyoruz.
- Asıl biz size dağılmanız için 2 dakika veriyoruz. Hem bize işkence yapabilirsiniz, biz uzaylıyız; bu şekilde insan haklarını da ihlal etmiş olmazsınız.
Sonuç: Şakadan anlamayan polis tüm eylemcileri gözaltına aldı.
2- Bir futbol taraftar grubu kendilerine müdahale eden polise tezahüratla karşılık veriyor;
‘sık bakalım sık bakalım
Biber gazı sık bakalım
Kaskını çıkar copunu bırak
Delikanlı kim bakalım.’
İktidarın değişmesi zor ve şiddetle olabilecek bir eylemdir. Fakat mizah, iktidara karşı ezilenlerin yanında olmuştur hep. Muzaffer İzgü, Aziz Nesin gibi yazarlar; Leman gibi dergiler, Marco Paşa gibi karakterler bunun güzel örnekleri olmuştur.
Cihan, Galatasaray Üniversitesi öğrencisi. Poşu davası olarak biliniyor davası. Henüz haberdar olmayanlar internetten rahatlıkla bir sürü habere ulaşabilirler Cihan hakkında. Ben ayrıntıya girmeyeceğim. Saçma sapan, uydurma bir davada 11 yıl kadar ceza aldı en son.
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Karlı; ‘bizimle dalga geçiyorlar, bizimle oyun oynuyorlar’ dedi. İktidar, bizimle dalga geçiyorsa bizimde onunla alay etme özgürlüğümüz bulunuyor demek ki.
Gülme bir direniştir kimi zaman. Bizim yaşadığımız ülkede olduğu gibi hiçbir şeye şaşırmıyorsak artık eleştiri yerini kimi zaman sadece alaya bırakabilir. İktidar ciddiye alınmayabilir. Fazla rasyonalite; ki artık haberleri izlerken sürekli küfrediyorsanız ya da mizah programı izlemenize gerek kalmayacak absürtlükler yaşıyorsanız; gereğinden fazla can sıkıcı olabilir.
Nazım’ın deyişiyle, Cihan’ın yaptığı gibi; 32 dişimizle gülmek lazım. Moralim her bozulduğunda artık Cihan’ın elleri kelepçeli askerler arasında ağzı kulaklarında gülüşüne bakacağım. Fotoğrafı çıktı alıp odama asacağım geleceğe daha güzel bakmak için.
“uludere’de sorumlular bulunsun” talebine “bence kürtaj cinayettir” diye cevap veren bir başbakan zor bulunacak bir fenomendir.
(Source: dilinekurban)
Başbakan Erdoğan: "Maalesef fasulyeyi bir gece önce suda ıslatmadan pişiren kadınlarımız var..." -
Büyük bir gururla söylüyorum ki tesadüfün de böylesi tabi, dün akşam ilk defa fasulyeyi ıslatmadan yaptım. Valla bak, çok da güzel oldu hem. Pilavı da tel şehriyeyle yaptım.
her sözü bir cinayet, yıldırım türker -
(Source: glnddt)
eğer bir şeyden kaçmak için koşmuyorsan,
yaşın ne olursa olsun,
hangi işi yaparsan yap,
nerede olursan ol,
koşmak;
gülümsetir..
Türkiye’yi Anlama Kılavuzu
Türkiye’de “değerlerimize zararlı medya içeriği yasaklanabilir” diyenlerin oranı %60. Bunun uygun olmadığını düşünenlerin oranı %15. Bazı internet sayfalarının kapatılabileceğini savunanların oranı %61! Bunun uygun olmadığını düşünenlerin oranı ise %15!
Farklı’yı yaşatmadık hiç
ezgi yazmış bi daha… kimbilir kaçıncı kere.
“biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
anamız çay demliyor ya güzel günlere
sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
bu, böyle gidecek demek değil bu işler
biz şimdi yan yana geliyor ve çoğalıyoruz
ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz”
sabah evden çıktığımda karşı binanın ikinci katında boyu bacağı geçmeyen bir erkek çocuğu balkon demirleri arasından ‘eğik akış’ kıvamında çişini yapıyordu
yüzünde yasağı delmenin anlamlı gururu, elinde minicik pipisi, muhtemelen kalbinde yakalanma heyecanının gümbürtüsü…
(ç)işini bitirrdiğindeki toparlanma hızından anladığım, anneye yakalanma riskinin yüksek olduğuydu.
sevdim seni çocuk!
direnİŞE devam çocuk!!!
Ben Sırrı Süreyya’nın Başbakan, Şafak Pavey’in Cumhurbaşkanı olduğu bir ülkede yaşamak istiyorum. Nası’ yap’caz?.. Bir yolu vardır muhakkak. Bi’ el atın; bi’ çağrı, bi sloganlaştırmacı / yaymacı reblog silsilesi falan?.. —
BÜYÜKANNE (via dilinekurban)
burada sözü büyükanne‘den izin isteyerek Yılmaz Güney‘e bırakıyorum.
(via senemsinem)
genel ahlak bugün eşcinsellere yarın düzcinsellere, ezgi başaran. -
(Source: glnddt)