yeni bir yaş alma günü kutlamasındaydım dün gece.
masamız kurulu, kadehler dolu, mezeler tırtıklanmaya müsaitti.
sohbet sıcak, rakı güzel, kafalar rahattı.
uzaktakiler yakında, sözler birlikte, yudumlar yanımızda olmayanlaraydı.
garson işkolik, paltolar kalın, sigaralar dumanlıydı.
müzikler türkülü, sözler derin, alkol haylazdı.
evvelimiz yorgun, bugün dolu, ahirimiz umutluydu.
birlikte yaşlanacak olanlara, bir arada durmaya çalışanlara, yoldaş kurbağalara teşekkür notudur.
“dile düşecek bir şiiri bir şarkıyı ısrarla getirdim -çünkü
sağlam bir masada rakının üçüncü kadehini özledim
kendi yalanına inanıp bir ömrü tekrar göze almayı
yeni bir itiraz biçimi getirdim kimyası insan kimyası
matematiğini coğrafyasını fen ve tabiatını kavganın
kumda izi kalan yavrularıydık deniz kaplumbağalarının
alıcı kuşların pike yaptığı suya değdi de ayaklarımız
kalbimiz suyun aynasına düşen suretimizmiş meğer
gölgesinden nasıl kurtulur insan kendi derisini yüzmeden
erkeği zaten saymıyorum kadınsa şüphelerim çok ciddi
bir kasapla akrabalık kurmalı alışmak zor ölü arkadaşlara
tuza banılmış ekmekten geriye tuza banılmış ekmek kalıyor
keskin yüzünden köreliyor bıçak bu işlerde bir terslik var
aşık olunmaz aşkolunur devrimci olunmaz devrimolunur
ellerinden tutup soluk soluğa bütün bunları getirdim
aşkolalım devrimolalım sevgili yoldaş kurbağalar”
