sabah işe gelirken oldu. yeni uyanmıştım, dünün yorgunluğu göz kapaklarıma binmişti. o zaman oldu ne olduysa. otobüsteydim. anakara’yı istanbul’a bağlayan yolun üzerindeki işe gitmek için bindim ne olduysa orada oldu.
otobüs, şehrin bir ucundan gelen yoksulları, diğer ucuna götürüyordu. otobüsün yolu uzun, şoförün surat solgundu. şehrin bir tepesinin yoksulları, evlerinden,dar sokaklarından,tepelerden gün ağarmadan yollara düşmüş, saatlik yolculuklarına başlamışlardı. şehrin bulvarlarından, avmlerinin yanından geçen otobüs şehrin içinden çıkıp emeğin ekmek olduğu sanayiiye doğru gidiyordu. otobüs geldi. otobüs durdu. ben bindim.
üzerinden bulvar-sanayi-cezaevi yazan otobüse bindiğimi içerdeki kadın-çocuk-yaşlı yoğunluğundan anladım. nasılsa benim yolum on beş dakika sonra bitecekti. geri kalanlar önce sanayi sitelerinde,ardından cezaevinde,görüş günü nedeniyle heyecanla otobüsten ineceklerdi. işte ne olduysa o anda oldu.
kalabalık otobüste ayakta durmak için bulduğum yer genç bir anne(17-18 belki 20) kucağında minik kız çocuğu, yanında cezaevindeki eşinin annesinin önüydü. ziyaret koca ziyaretiydi. ziyaret baba ziyaretiydi. ziyaret oğul ziyaretiydi. işte ne olduysa o anda oldu.
kız çocuğu soğuktan üşümesin diye sarıp sarmalanmış, boynu yanında uyuyordu. burnu önce üşümekten,sonra ısınmaktan kızarmış, sümüğü dudaklarına doğru yolculuktaydı. arada bir uykusunda gülümsüyor sonra yine başı düşüyordu. rüyası güzeldi. rüyası gülümsetti. rüyası sahip olduğu en güzel zamandı belki. o yüzden güldü,güldü,güldü.işte ne olduysa o anda oldu. rüyasında gülümseyenler güzeldir.
teyzenin dudaklarını allahına yolladığı dualar titretiyordu. elinde dijital dua sayacı, her bütünün bitiminde bir tık atıyordu. bir tıkla hem oğluna hem allahına yakınlaşıyordu. işte ne olduysa o anda oldu. ülke, karşımda çırılçıplak benimle dalga geçiyordu. çocukluğun kirlenmemişliği hayatla kirleniyordu,kirlenecekti. kirlenenler bir şeylere sığınacaktı. paralara, allahlara, silahlara, adamlara, kadınlara, sokaklara. işte ne olduysa o anda oldu:
“bütün renkler aynı hızla kirleniyordu
birinciliği beyaza verdiler”
ben bugün beyazı gördüm.
